Fatih-Harbiye’den

Bir akşamüstü Neriman, beğenmediği Fatih semtindeki evlerinde:

Mindere uzandı. Odaya geceyi erken getiren bu kafeslerin deliklerinde, karanlıkların gitgide lâpalaşmasına bakıyordu:

Dört köşe delikler çizgilerinin sertlikerini kaybettiler ve değirmileştiler. Beyaz tül perdeler karardı.

Helvacıların geçtiği saat. Her şey susar ve yalnız onların sesleri duyulur. Sakız gibi incele incele uzanan ve ta uzaklara, sokak diplerine bulaşan, ezik, yapışkan sesler. Günün ışığı ile birlikte çekilirler, giderler.

Peyami Safa, Fatih-Harbiye, Alkım, s 47.

Kitabı dün gece bitirdim. Zevkle okudum, ama biraz kısa ve olay örgüsü tam gelişmemiş gibi. Metinde çok Osmanlıca sözcük vardı tabii, dipnotta da bugünkü kullanımları – kendimi ortaokuldaki edebiyat dersinde gibi hissettim okurken 🙂

Ama, Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı’yı yazarken bu kitaptan esinlendiğine iyice kanaat getirdim.

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s