Roman Karakterleri, Yüzler ve Kapaklar

Birkaç gün önce Adalet Ağaoğlu’nun “Fikrimin İnce Gülü”’ne başladım.  Ben Sarı Mercedes’in bu romandan uyarlama olduğunu bilmiyordum, ilk 10 sayfada “Ne kadar çok benziyor Sarı Mercedes filmindeki karaktere!” deyip durdum kendi kendime. Şu “kaymak gibi kapı mahvolmuş” sahnesini çok net biçimde hatırlıyorum çocukluk günlerimden:

Nasıl da cuk diye oturmuş İlyas Salman o role? O hayallerinin, hayal kırıklıklarının yüzüne yansıması… Ben de zaten kitabı okumaya başlayınca İlyas Salman gibi birini hayal etmiştim (ya da sonradan videoyu seyredince öyle hayal ettiğimi zannediyorum).

Danaburnu’nu okurken de Recep’i uzun boylu, elmacık kemikleri hafif çıkık, uzun burunlu biri olarak düşünmüştüm. Hatta geçen gün aklıma geldi; Recep olarak hayal ettiğim kişi, birkaç yıl önce Üsküdar’da bir semt pazarında fotoğrafını çektiğim bir adama çok benziyor; belki biraz daha yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, ve tabii ki her zaman temiz tıraşlı.

Roman okurken karakterleri herkes birbirinden farklı hayal ediyordur herhalde. Masumiyet Müzesi’ni okurken de Füsun’u kuzenimin eşine benzer biri olarak gözümün önüne getirmiştim. Kuzenimin eşi buğday tenli, ama Orhan Pamuk’un tarif ettiği gibi çatıyor kaşlarını, söze başlamadan bir nefes alıyor, onun da duyguları yüzüne çok yansıyor. (Herhangi bir roman karakterini bana benzeten olmuş mudur acaba?)

Tabii bir de birinci tekil şahıstan anlatılan romanların (ve hikâyelerin) anlatıcılarını yazarla özdeşleştirme olayı var. Daha önce bir bölümünü aktardığım Murathan Mungan hikâyesinin anlatıcısını, sanki Murathan Mungan olarak canlandırmıştım zihnimde – tabii Murathan Mungan orada anlatılan kişiden çok daha dinç ve bakımlı. YKY gibi kitap kapağına yazarın siyah beyaz fotoğrafını basan yayınevleri sağ olsun, böylesine bir yorumlamayı destekliyor.

Hadi kanonlaşmış edebiyat eserlerinin kapaklarında klasik öğeler kullanma fikrini anladım, ama neden biraz daha albenisi olan yeni bir hava vermeye çalışmıyorlar? İngiltere’deki yayıncılar gayet iyi beceriyor bu işi, Türkiye’de de iyi örnekler var. Everest’in Orhan Kemal, Ötüken’in Peyami  Safa romanları için hazırladığı kapakları beğeniyorum mesela.

Murakami’nin Norwegian Wood’unun kapağında bir genç kadın portresi var – Toru Watanabe’nin aşık olduğu Naoko mu, yoksa kendisinin peşinden koşan Midori mi belli değil. Ben Naoko’nun masumane bir güzelliği olmasını (ve bu kızdan daha güzel olmasını) beklemiştim, Midori’yi de bundan daha akıllı (görünüşlü) hayal etmiştim.

Kitapların filmleri çekildiğinde ise filmde rol alan aktör ve aktrislerin yüzü kazınıyor hafızamıza. Belki biraz da bu yüzden kitabı okumadan önce filmi seyredersek  sonra kitabı okumanın tadı kaçıyor – sihir bozuluyor.

22 Şubat 2012: İngiliz bir sanatçı Jane Eyre, The Talented Mr Ripley, Madame Bovary gibi edebiyat klasiklerinin baş kahramanlarını metin tasvirlerinden yola çıkarak resimlemiş 🙂 Çok çekici görünmüyor çizimler ama kesinlikle ilginç!

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s