Tehlikeli Oyunlar

İki hafta önce Tehlikeli Oyunlar’ın oyununa gittim – Erdem Şenocak ve Oğuz Arıcı tarafından düzenlenmiş, Celal Mordeniz yönetiminde sahneye konmuş. Arkadaşlarla bileti aldığımızda kitabı da okumaya başladım ama o sıralar çok yoğun olduğum için 20-30 sayfa ancak okuyabildim temsil gününe kadar. Oyun muazzamdı! Tek başına oynadı Erdem Şenocak, o ne entonasyondur, ne mimiktir, ne vücut dilidir ya Rabbim! Kitapta baş kahraman Hikmet Benol geçmişten olaylar hatırlıyor (ya da hayal ediyor), diyalogları içinden tekrar ediyor (ya da kendi kendine konuşuyor); Erdem Şenocak gerçek ya da hayali, her karakter için ayrı bir ses takınarak aslında tek karakterlik oyuna birçok karakter kattı. Kitapta anlatıcı ve bakış açısı sürekli değişiyor (hatta okurken takip etmek de bu yüzden biraz zor) ama oyunda sesler değiştiği için daha iyi anlaşılıyor. En sevdiğim kısmı düğününü anlattığı yer. Gelinin akrabaları el şakaları filan yapıyorlar Hikmet’e 🙂

Oyun iki perde, ilki 80, ikincisi 50 dakika, ve Erdem Şenocak sadece ilk perdede iki kere sahnenin kenarına duran içeceğinden birer yudum aldı! Yani neredeyse 130 dakika boyunca konuştu, sesini değiştirerek, sahnedeki salıncaklarda akrobasi hareketleri yaparak!

Kitabın okuduğum kısmından bazı parçaları tanıdım oyunda. Mesela:

“Kışın soğuk olur. Sobanın başından kalkılınca yün hırka giyilir pencereye doğru gidilirken; sokağa çıkmak gibi bir şey. Dönüşte hırka gene çıkarılır; pencereye ikinci gidişinde üşütürsün yoksa. Sinir içinde bir ileri bir geri dolaşmak güçleşir bu yüzden (s. 22)”

“İnsanlarımız bir evi döşemesini henüz bilmiyorlar. Soğuk ve bulutlu sabahlarda ya da aysız, tam karanlık gecelerde, yalnız ve ne istediğini bilmeden sokaklarda dolaşırken gözüne takılan perdeleri açıp pencereleri düşündü. Aynı çıplak duvarlar, üstleri yatak denkleriyle dolu gardroplar – bu yataklarda, benim gibi yalnız misafirler yatar. Müsaade edin de yatağı ben indireyim, diyordum onlara. Her evde bir yatağım vardı benim. Evlenince, bütün bu haklarımı bir süre için kaybetmiştim. Ben de evliyken, yalnız arkadaşlarım için yataklar bulundururdum. Biz başka türlü bir aileydik tabii: Ayrı bir misafir yatak odamız vardı. Pek kimseyi yatırmak kısmet olmadı orada (s. 24).”

Yani, yani, acaba adam 130 dakikada 474 sayfalık kitabı okuyuverdi mi diye düşünmeden edemiyor insan. Vallahi her şekilde helal olsun. İşte kendisi.

Hani bir kitabın filmi çıktıktan sonra kitabın kapağına filmden bir kare koyuyorlar ya, bence İletişim Tehlikeli Oyunlar’ın kapağına Erdem Şenocak’ın sahnede bir fotoğrafını koysun. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum bu oyunu, Oğuz Atay sevmeseniz de. Bu oyunu kaçırırsanız da Erdem Şenocak’ın başka bir oyununa gidin. Ben şimdi Tehlikeli Oyunlar’a kaldığım yerden devam.

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s