Anuş Olmak

Dün akşam Pangaltı Lisesi’nden Yetişenler Derneği’nin bir dans tiyatrosuna gittim: Anuş Olmak. Eser aslen yüz yıllık bir Ermeni operası, ama birkaç yeni unsur eklenerek modern bir koreografiyle sahneye konmuş. Bazı sahnelerde (Ermenice) solo veya koro parçalar çalındı, ama onun dışında söz yoktu; dans, müzikal ve opera arası bir tür olarak adlandırabiliriz herhalde.

Birkaç ay önce yine PLYD’nin sahnelediği Steven Berkoff’un Dolu Düşün Boş Konuş oyununa gitmiştim ve sahnedekilerin profesyonel olmadığına inanamamıştım. Oyunda Yahudi karakterler vardı, Yahudi cemaatinin kapalı toplum yapısı sergilemesi tiye alınıyordu bazı sohbetlerde, dolayısıyla metin seçimini de anlamlı bulmuştum. Bu dans gösterisinde görev alanlar profesyonel dansçılar tarafından eğitilmiş; ama zaten Ermeni toplumunda Osmanlı’dan beri yerleşmiş bir sahne sanatları geleneği var (günümüzde Ermeni okullarında da önem veriliyormuş tiyatroya); bu kültürde yetişen amatörlerin biraz ilgi ve disiplinli çalışmayla nasıl güzel işler çıkarabildiğine tanık olduk. Hem oyun sırasında, hem de oyun sonrası kulis çıkışında dansçılardan coşkulu bir heyecan yayılıyordu.

Metin klasik bir eser olduğu için geleneksel bir serim, düğüm ve çözümü var. Ama bu röportajda okuduğum üzere yönetmen Levon Taberyan, Kader adında metafizik bir karakter eklemiş ve baş kahraman Anuş’u iki oyuncuyla canlandırmış – biri etten kemikten Anuş, öbürü de kaderini bilen ama olaylara müdahale edemeyen Anuş (Doppelgänger?) Taberyan başka bir röportajında böylece “daha saldırgan, daha gerçekçi, olaylar karşısında daha tepkisini gösteren” bir kadın imgesi yaratmayı amaçladıklarını söylüyor – ben pek öyle bir izlenim almadım, belki tepki göstermek kısmına katılabilirim. Fal, kader, ağa, güreş, “sırtı yere gelmek,” erkeklik gururu, evlat acısı ve ağıt gibi bizim coğrafyamızda tanıdık temalarla ilerliyor olay örgüsü. Yoğun duygular işleniyor eserde, sahnelenişinde de dram unsuru ön plandaydı. Müzikle de birleşince birkaç kez tüylerim ürperdi.

Gösteri her şeyiyle takdire şayan bir çabanın ürünü, ama böyle klasik/folklorik eserlerin modernize edilmesi projelerinde sanatsal üslubun iyi düşünülerek ayarlanması gerekiyor. Maalesef dansçılar sahneye çıkar çıkmaz kostümlerine takıldım. Dans lirik dans – yer yer halk dansı – fonda bol perküsyonlu, ağdalı bir tonlamayla icra edilmiş klasik Ermeni müziği dinliyoruz; ama kadın dansçıların elbiselerinin uzun yırtmaçlarından siyah taytları görünüyor, dizlerinde de siyah dizlikler var. Esas oğlanla esas kızın anneleri rolünde orta yaşlı gibi görünen iki kadın oynuyordu, (hatta bu karakterlerden biri düğünde oynarken belini incitti) onlar da aynı siyah taytla dizlikleri giymişlerdi son derece zarif kadife elbiselerinin altına. Geleneksel Ermeni elbiseleri nasıldır bilmiyorum, ama kadınların elbiselerinin robasındaki geometrik desenleri de biraz yadırgadım. Erkeklerin tişörtlerinin üstünden omuzlarına attıkları kürkler, çoban oldukları düşünülürse, fena durmamıştı. Ama onların da kollarında bileklik vardı… (Şimdi düşündüm de, birilerinin dövmesini kapatmak için takmış olabilirler bunları, prova klibinde birçok dövme çarpmıştı gözüme.)

Belki de operanın özgün halini görmediğim, ilk defada modern yorumunu seyrettiğim için hayal kırıklığına uğradım kostüm konusunda. Türkiye’de Ermeni kültürünün sık sık “nostaljik” veya “etnik” düzeyde temsil edildiğini biliyorum. (Basından bir örnek: Feriköy’deki mütevazı ev yemekleri lokantası Hamov, Hürriyet gazetesince şatafatlı/turistik Uzakdoğu restoranlarının arasında “Etnik Lezzetlerin En İyi 10 Adresi” listesine dâhil edilmiş. Okuyunca “etnik” teriminin nasıl içinin boşaltıldığını bir daha hatırladım). Bu böyle olmak zorunda değil tabii ki; Anadolu’daki Ermeni kültürel mirası tarih içinde bir noktada donup kalmak zorunda değil, ama bu gösteride başka bir orta yol benim göz zevkime daha çok hitap edebilirdi. Dekor da sade ve işlevseldi, ama biraz daha özenli hazırlanabilirdi bence.

Organizasyonla ilgili her ayrıntı düşünülmüştü; Pangaltı Lisesi’nden olduğunu tahmin ettiğim güleryüzlü gençler yerlerimizi gösterdi, iki dilli kapsamlı bir program kitapçığı da hazırlanmıştı. Bu kitapçık olmasa Hampartsum’da niyet çekme sahnesini anlamayacaktım, sonra iki Anuş’un gösteri başında bir bedenden çıkıp sonra ölürken bir bedene dönmesinin de anlaşılması zor olabilirdi.

En çok düğün ve güreş sahnelerini beğendim tabii ki. Güreş sahnesinde bir noktada tüm dansçılar sahnedeydi herhalde – o kalabalıkta bir sürü şey oluyor (bakışmalar, gülüşmeler vb.) ve ben bir kısmını kaçırıyorum gibime geldi.

Oyuncuların çoğu gösterişsiz bir şekilde icra ettiler rollerini, ama esas oğlan Saro’nun arkadaşı (sanırım Raffi Derkevorkyan) ve Ağa (Şahan Sarıoğlu) renkli kişilik özellikleriyle öne çıktılar. Saro’nun arkadaşı rolündeki dansçı çok güzel de dans ediyordu. Anuş’un yansıması olan ikinci Anuş’un aklını yitirmesi güçlü bir biçimde anlatıldı. Işıklar yandıktan sonra ön sırada oturan bir kadının ağladığını fark ettim.

Bir şikayetim daha var: biletlere ulaşmak zor oldu. Madem böyle profesyonelce işler yapıyor PLYD, neden bir gişesi yok? Ya da etkinlik bileti satan bir İnternet sitesiyle anlaşabilirler… Biz arkadaş vasıtasıyla aldık biletlerimizi ve kendi biletim benim elime geçene kadar üç el değiştirdi, sonra biletin ücreti de benzer bir yol takip etti. Amaç izleyici kitlesini sınırlı tutmaksa bilemem, ama bence her türlü yararlarına oyunlarının daha çok seyirciye ulaşması – mesela Ermeni toplumundan başka bir amatör grubun bir oyununa Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın maddi destekte bulunduğunu öğrendim. Kim bilir daha çok imkân olsa neler yapacaklar?

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s