Toplumsal/Kurgusal Gerçeklik

Kitap kültürü üzerine saha araştırması yaparken, okurların toplumsal gerçeklikle kurgusal gerçekliği birbirine karıştırdığına şahit olmuştum birkaç kez. En dikkatimi çeken, orta yaşlı kadın okurların, arkadaşlar arasında sohbet ederken ortak tanıdıklarından söz eder gibi söz etmesiydi roman kahramanlarından – hatta “mahalle dedikodusu”nun yeni hali bu mudur, diye düşünmüştüm. Roman okumak da böyle bir şey zaten, okurken kendinizi oradaki gerçekliğe kaptıracaksınız ki zevk alasınız. Ben bu tür kültür tüketimini sağlıklı buluyorum; insanların (mesela benim) toplumsal hayatında çeşitli anlatılar tüketmeye ihtiyacı var, bir sanatçının hayal gücü ve emeğiyle ortaya çıkmış renkli anlatılar tam da bu ihtiyacı karşılıyor, yani romanlar ve diğer edebiyat eserleri, tiyatro oyunları, filmler, diziler… Ama tabii insanın kendini bu kültür ürünlerindeki anlatıya kaptırması Coleridge’in İngilizcede “willing suspension of disbelief” sözüyle ifade ettiği (bilinçli) bir epistemolojik tercih.

Ama bugün İnternet’te gezinirken bir haber portalının anasayfasında bir “haber” görüp irkildim. Başlığı “‘Bu ikimize de ders olsun'”, spotu “Kanuni ile Şehzade Mustafa karşı karşıya geldi.” Aşağıdaki öfkeli “Kanuni” (Halit Ergenç) portesiyle birlikte sunulmuş haber, kansere karşı korunma önerileri, bir televizyon programı tanıtımı, geçimini hurda toplayarak sağlayan gençlerle ilgili bir foto-haber ve Çin’de göçük haberiyle bir arada veriliyor. Muhteşem Yüzyıl dizisinin son bölümünde ne olduğunu anlatacak; başlığa tıkladığınızda bir video açılıyor. Diğer bütün haberler “gerçek”, bir tek bu değil. Gazetecilerin işgüzarlığını/kolaycılığını bir kenara bırakın, toplumsal gerçeklikle kurgusal gerçeklik arasındaki çizginin bu kadar silikleştirilmesi iyi bir şey mi emin değilim. Bu dizinin tarihsel gerçekliği yansıtıp yansıtmamasıyla ilgili hararetli tartışmalar zaten yaşanmıştı – dizideki Kanuni karakterinden hoşlanmayanlar buradaki gerçeklik temsilini oldukça ciddiye almışlar belli ki, senaristin başını da epey ağrıtmışlardı. Türk dizilerinin izleyici kitlesini, ayrıca yapımcılarının milliyetçilik, cinsiyetçilik gibi muhafazakar ideolojilerle beslenen basmakalıp fikirleri sansasyonel bir şekilde işlediğini göz önünde bulundurursak, popüler medyanın kurgusal gerçeklikle toplumsal gerçeklik arasındaki ayrımın ortadan kaldırmasıyla izleyicilerin galeyana gelip sağa sola saldırmasından endişe etmeli miyiz?

Image

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s