Testosteron

Haftasonu Testosteron‘a gittim, çok eğlendim. Yani metin harikaydı, Neşe Taluy Yüce de ellerine sağlık çok güzel çevirmiş. Kelime dağarcığım genişledi resmen – kadın-erkek ilişkileriyle ilgili erkeklerin kullandığı o kadar argo kelimeyi bir kadın çevirmenin bulup uygun yerlerde kullanması takdire şayan. Özellikle kadın kadına eğlenmek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim – testosteron hormonunun erkeklere neler yaptığını alaylı bir şekilde anlatıyor. (Bir açıdan Vajina Monologları‘na benzettim.)

Image Dekor ve müzik öyle hayran bırakan cinsten değildi, olay örgüsü içinde de (özellikle başlarda) işlevini tam anlamadığım sahneler vardı, ama hem dil hem oyunculukla öyle bir atmosfer yaratıldı ki oyuncular kaşını gözünü oynatsa, ağzını açıp tek kelime etse kahkahalara boğuluyordu seyirciler. Gökçer Genç’e bakıp bakıp güldüm durmadan – mimikleri biraz abartılı olsa da çok komikti. Gürkan Uygun’la Gökhan Yıkılkan’ın performansı da çok iyiydi. Emre Altuğ da oyunuyordu ama o sazlı sözlü kısımlarda kendini gösterdi, yoksa onun rolü oldukça sıradandı.

Tabii birçok güldürüde olduğu gibi bu oyunda da inceden inceye mesajlar verildi. Mikrobiyolog ve ornitolog karakterlerin ağzından erkek doğasıyla ilgili bilimsel bilgileri  dinledik (onlar kadınlar konusunda pek başarılı değiller), “çapkın” ve “maço” iki karakterin paylaştığı deneyimleri de bu bilgileri destekledi. Böylelikle karakterler arasında bir tezat oluşuyordu; ayrıca tesadüfler, ironi ve abartıyla pekiştirildi mizah unsuru. Belirgin serim, düğüm ve çözüm bölümleri yoktu oyunun, kesit öyküsüyle olay öyküsü arasında bir yerde diyebiliriz. Karakterlerin derinliği de pek yoktu, amaç güldürü olduğu için çoğunlukla indirgemeci temsil biçimleri kullanılmış. Ama amaç sadece erkekleri nesneleştirerek eleştirmek değildi, oyunu izleyen kadınların da iğneyi kendilerine, çuvaldızı hayatlarındaki erkeklere batırması amaçlanmış belli ki. Onca kahkaha arasında ciddiye alındı mı bilmiyorum ama sosyal sınıf, statü simgeleri ve etikle ilgili yorumlar isabetliydi.

Şimdi Antonius ile Kleopatra‘ya bilet bulmaya çalışıyorum, Mayıs’ta bitiyormuş. Geçen yaz Londra’da sahnelenip İngiliz eleştirmenlerden “diplomatik” yorumlar aldığını biliyorum (Haluk Bilginer’in gösterişli üslubu İngilizlere müsamere gibi gelmiş olabilir). Ama yine de merak ediyorum.

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s