Y’ol

Ne zamandır Birhan Keskin’den bir şeyler okumak istiyordum; geçen gün Kadıköy Mephisto’dan Y’ol’u aldım. (Aynı gün Kavafis’in yeni şiir seçkisini de almak istedim, benimle ilgilenen arkadaşa papağan gibi üç kere “Kavafis”, “yeni şiir kitabı”, “Ari Çokona çevirisi”, “Istos’tan” dememe rağmen önce ne istediğimi anlamadı, en sonunda da “haa, tamam” diyerek elime Yunanca bir kitap tutuşturdu. Onu gittim Penguen’den aldım.)

ortancaY’ol, iki bölümden oluşuyor; birincisi “taş parçaları.” Burada numaralandırılmış 40 şiir, “adalet” diye tutturmuş zalim bir sevgiliye yazılmış; hayatın adaletsizliğine karşı, kavuşamamaya karşı isyanı dile getiriyor. Şiirler estetik açısından çok yalın; son derece serbest (uyaksız, aliterasyonsuz), kimi oldukça kısa, söz oyunları asgari. Özellikle son dizelerde sesli ve sessiz harfler tekrarlanıyor. Ben böyle ses tekrarlı metinlere alışamadım, içimden de olsa nasıl okumam gerektiğini bilemiyorum. Şiirlerde bazen sözcükler veya söz öbekleri de tekrarlanıyor (örn. çeşitli öznelere göre çekilmiş fiiller); bekleme karşısında duyulan sabırsızlığı, zamanın yavaş akışı karşısında duyulan rahatsızlığı ifade ediyor belki de.

Bu bölümden beğendiğim ve şairin üslubunu iyi yansıttığını düşündüğüm bir şiiri alıyorum buraya:

XXI

Ah benim sesimle

Söylesem de, inanmazlar

Benzemiyor çünkü bir dile.

Döndüğüm, döndüğüm, ama döndüğüm

Döndüğüm bu semâ sensin. Dönnnnnnnnn

düğüm.

Sen benim kara ömrüme vuran

Suyumu hareketlendiren sevincimdin. (34)

“eski dünya” adındaki ikinci bölümdeki şiirler daha geleneksel bir poetika anlayışıyla yazılmış – benim zevkime daha çok hitap ettiler.

Ben her zamanki gibi imgelere ve söz oyunlarına dikkat ettim: “titreşen rüzgarlar” (XXVI), “akan sokaklar” (XXXVII), “kırların tekdüze, ovanın rutin, nehrin durgun, arada sıçrayan yeri (Dalları Aralamak), “fırfırlı eteğine suyun” (Gölgede, Serin), “benim otların sesiyle kaplı kalbim” (İnsan), “çekik gözlü kadınlar çizdin kuma sen bir ara” (Taygam), “Önümsıra yürüyordu yol ve içimde yan yatmış dağlar. / Açtı içimi, biri gördü, zamanın gümüş simi / ve keskin kristal ağlar.” (İki Olmak).

Şimdi sıra Kavafis’te.

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s