Gâvur Mahallesi

Gâvur Mahallesi - 2014 yerel seçimlerinin hemen sonrasında ortalık rengârenk bayraklarla doluydu.

Gâvur Mahallesi – 2014 yerel seçimlerinin hemen sonrasında ortalık rengârenk bayraklarla doluydu.

Gâvur Mahallesi‘ni okudum, kısacıktı ve tadı damağımda kaldı. Diyarbakır’a gitmiştim birkaç ay önce, orada gezer gibi oldum yine.

Bir keresinde bir etkinlikte dinlemiştim Mıgırdiç Margosyan’ı, belki de o gün yorgundu veya canı sıkkındı; huysuz ihtiyar profili çizmişti söyleşi sırasında. Gâvur Mahallesi’ndeki metinlere yansıyan kişiliği bambaşka – muzip, çocuksu, samimi; sert köşeleri yok, hatta kendisiyle dalga geçiyor. Belki çocukluğunu, memleketini düşününce böyle bir halet-i ruhiyeye bürünüyordur.

Kitap şöyle bitiyor: 

“Yaz aylarında, altı ay dayımın, ustam Haço’nun yanında körük çektikten sonra kalfalığa, sonra da ustalığa aşama aşama terfi ederken nasıl, niçin ve neden olduğunu anlamadan apar topar beni Istanbul’a gönderdiler.

‘Git, oku, adam ol!’

Şimdi ‘adam olmak için’ geldiğim Istanbul’da, Kürtçe’yi de unuttum, körük çekmeyi de. Burada öğrendiğim yarım yamalak ana dilim Ermenice’yle de iki satır ‘adam olan’ kendimden, üç satır da ustam Haço’dan söz ettim” (114-115). 

Eskiden halk arasında Gâvur Mahallesi denen, Kürtçe adı Xançepek, bugün resmi adı Hisarlı olan bölgede bir sokağa Margosyan’ın adını vermişler. Diyarbakır’a gittiğimde fotoğrafını çekmiştim:

Hisarlı'da Mıgırdiç Margosyan Sokağı

Hisarlı’da Mıgırdiç Margosyan Sokağı

Uzun uzadıya çocuk oyunlarını, yemekleri anlatıyor kitapta; Kure Mama, Papaz Arsen, komşu kızları Silva, Satenik gibi aklında yer etmiş kişileri de tasvir ediyor. Annesini şöyle anlatıyor:

“İyi hamur yoğururdu. Hamuru güzelce yoğurduktan sonra, kalaylı bakır ‘teştin’ içinde ekşiyip mayalanması için üstünü kalınca bir bezle örtmeden önce de, sağ elinin başparmağıyla hamurun üstüne küçük bir istavroz çizer, hamurun bu noktadan ekşiyip mayalanması için de ‘Halil İbrahim’in bereketi içinde olsun’ der, dua ederdi” (38-39).

Biz artık ekmeği marketten aldığımız için böyle ritüellerimiz yok. Hem ekmeğin “mucizevi” bir biçimde mayalanması için sihrine başvurulan Halil İbrahim, yine süpermarket kolaycılığında adına sık rastladığımız bir kişilik değil. Ama günlük hayatımızda daha çok şeyin özel bir anlamı olsa ne güzel olurdu…

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s