Pîrî & Fuar Kitapları

Pîrî’ye biraz ara vermek zorunda kalmıştım, arada kopukluk oldu, son kısmını iyi anlamadım. Arka kapak yazısında “gerçeküstü”, “masalsı” ve “fantastik” sözcükleriyle nitelendiriliyor, yani zaten deniz suyu gibi parmaklarımızın arasından kaymasını istemiş biraz metnin yazar ama benim çok somut şekilde aklıma yatmayan bir şey var: 97. sayfada bir karakterin öldürüldüğünden söz ediliyor, sonra 125. sayfaya kadar bir başka karakterin yası tutuluyor, 125. sayfada ise o 97. sayfada öldürüldüğü söylenen karakterin “çevresine şaşkın şaşkın bakındığı” söyleniyor. Bu iki karakter birbirinin gölgesi mı oldu? (Doppelgänger? Başta öyle değillerdi…)

Propp’un halk masalı karakterlerini görüyoruz sanki anlatıda, ama birbirleriyle ilişkileri ancak en sonunda ortaya çıkıyor, bir de üstüne böyle bir karmaşıklık var. Yazarın dili gerçekten yaratıcı, ama okur olarak sıradışı kullanımların daha tutarlı bir biçimde (ya da belirli bir düzene göre) tekrarlanmasını tercih ederdim. Şimdiki haliyle ya rastgele aralara serpiştirilmiş, ya da olay örgüsüyle bir bağlantısı varsa belki yeterince belirgin değil; ben göremedim.

20141117_212216

Bu yıl kitap fuarına iki kere gittim. İlkinde İletişim standına bu aylık maaşımın bir kısmını bıraktım, YKY ve Metis’e de uğradım. İkinci gidişimde daha önce kitabını okumadığım yazarlara, yayınevlerine baktım. Eskiden 10. salon diye bir salon yoktu yanlış hatırlamıyorsam, şimdi 2, 3 ve 4. salonların en sonunda enine küçük bir salon var, belli yeni parsellenmiş. Gerçekten ilginç stantlar vardı, tam cümbüştü; siyasi görüşleri/duruşları açısından birbirine oldukça zıt gibi görünen yayınevleri bir aradaydı. Buradan bir arkadaşımın tavsiyesiyle Erkan Aslan’ın Avcısını Taşıyan Ceylan‘ını ve Hande Gündüz’ün Uzun Irmak Boyunca‘sını aldım. Avcısını Taşıyan Ceylan‘ın kapağının zarafetine bakar mısınız? Hande Gündüz Alakarga standındaydı, imzalattım kitabımı. Sonra bir de Aylak Adam standından Hakan Akdoğan’ın Karanlıkta Bir Ninni Struma‘sını aldım. Struma Faciası’nı öyküleştirmiş yazar; içinde “tarihlerin, mekânların ve kahrmanların isimlerinin gerçek isimlerle benzeşmesini ‘ısrarla’ tesadüf olarak nitelemeyecektir” diyor. Bu da bizim II Dünya Savaşı romanımız olsun, hep Avrupalılar mı yazıp okuyacak?

20141117_212055

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s