Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi

sumruy11kucuk-1024x1024Bu akşam Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi‘yi izledim. Hayatını seks işçiliğinden kazanan trans bir kadının hikâyesi…  Sumru Yavrucuk harikaydı; senaryoyla onun enerjisi birleşince mükemmel bir oyun olmuş. Sumru Yavrucuk Afife de dâhil olmak üzere altı ödül almış bu oyunla.

Çok dokunaklıydı, ama ağlak değildi. Oyunun sonuna doğru “kimse isteyerek orospuluk yapmaz” diye bağırsa da Umut (adı Umut) ne yaptığını bilmeyen, boynu bükük mazlum imajı çizmiyordu. Aldığı hormonlar yüzünden çok melankolik olduğunu açıklıyordu, sık sık da annesini özlüyordu ama şaka yapacak yeri buldu mu da kaçırmıyordu. Mesela “Faşizme karşı omuz omuza” diye slogan attığı bir günü anlatırken önce yanlışlıkla “bacak omuza” dedi, sonra da yumruğunu sallarken sol kolunun etlerinin bıngıl bıngıl sallandığını fark edip “bu niye böyle sallanıyo ya?” diyerek öbür eliyle kol altını tutarak kolunu sallamaya devam etti.

Bu arada benim seyrettiğim temsilde takma kirpikleri, dolgun dudakları ve ön dişlerini uzun göstersin diye ağnıza taktığı şeyle Monica Bellucci’ye benziyordu Sumru Yavrucuk. Onu filmlerde, dizilerde pek “feminen” bir rolde izlediğimi hatırlamıyorum ama çok da yakışmış bir yandan kendisine makyaj. Belki bu rolü oynayacak erkek bir oyuncu da bulunurdu, (zira sesini kalınlaştırmaya çalışıyordu) ama Sumru Yavrucuk gerçekten muhteşemdi.

Herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Oyundan çıkarken bir seyirci “hayatım boyunca unutmayacağım oyunlardan biri” dedi. Benim için de öyle olacak.

Bu vesileyle iki hafta önce gezdiğim Fahişelik Müzesi’nden de söz etmek istiyorum. Amsterdam’daki Kırmızı Fener Mahallesi’nde bulunuyor burası, eski bir genelev binasına kurulmuş. “Fahişelik Müzesi” yapma fikrinin eleştirilecek tarafları da var tabii, fahişeler zaten nesneleştiriliyorlar, zaten onları birer “temaşa” olarak görüyoruz falan filan… Ama insan deneyimleri yelpazesi içinde çok hassas bir noktada bulunan bu mesleğe “içeriden” bakabilmiş olmanın  beni “insan” olarak zenginleştirdiğini hissediyorum. Böyle bir müzenin kadınlar için daha anlamlı olacağını düşünürdüm, ama o saatte (akşam 11.30) müzedeki tek kadın bendim. Dahası, müzenin can alıcı noktası hayat kadınlarıyla bir şekilde empati kurmaya yardımcı olması, ama içeride birbirlerini dürterek yüksek sesle şakalar yapan Alman ve İngiliz gençler için böyle bir etkisi olmamışa benziyordu. Kısa belgesel gösteriminde izlediğimiz yaşı geçkin, kilolu, siyahi hayat kadını için “ayy, bu çirkinmiş be!” deyip gülüştüler, mesela.

Gösterim odasından sonra vitrine çıkıyorsunuz – diğer genelevlerde bulunan ve kadınların iç çamaşırlarıyla vücutlarını sergilediği vitrin. Seyredilmek nasıl bir duygu, onu tecrübe etmeniz için burası, dışarıdan geçenler gerçekten size bakıyor, ama tabii üstünüz başınız giyinik olduğu için boş boş bakıyorlar. Sonra bir dizi odadan geçiyorsunuz, kırbaçlı, kelepçeli, kafesli Sado-Mazo odası filan…. Genelevlerde unutulan garip eşyalar sergisiyle de son buluyor tur: raflarda takma diş, cüzdan, anahtarlık gibi şeyler var. Kapıdan çıkmadan önce cinayete kurban gitmiş hayat kadınları için hazırlanmış köşeyi görüyorsunuz; müze boyunca dalga geçtiyseniz belki burada silkinip kendinize gelirsiniz diye. Bu eleştirel tonda biraz ısrarcıyım çünkü oradaki gençlerin yaklaşımı beni gerçekten rahatsız etti, bunu alternatif bir eğlence olarak görüyorlardı, başka herhangi bir anlam aramıyorlardı.

Küçük olmasına rağmen özenle hazırlanmış bir müze. Mesela odaların başka yerleri genel olarak temizken plastik banyo aynasının önüne dizilmiş eski makyaj malzemeleriyle tokaların üzerinde bir parmak toz vardı. Koridorda, üzerinde adların yazılı olduğu bir temizlik sırası (?) çizelgesi, bir kenarda vızıldayan bir vantilatör, 90’lardan kalma bordo bir bide, bir yatağın üzerinde bir pelüş ayı… Amsterdam’a yolu düşenlerin de burayı gezmesini tavsiye ederim.

20141123_000322 20141123_000121

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s