Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız & Cehenneme Övgü II

Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız’ı izledim, çok güzeldi. Konusunun, kahramanının sıra dışı olmasından öte iddialı bir film sayılmaz herhalde, ama hoşuma gitti. Filmden hafızamda kalan kare, kaykaya binmiş siyah çarşaflı bir vampirin karanlıkta yolun ortasında ilerlerken kollarını havaya kaldırması, çarşafının yarasa kanatları gibi iki yandan uçuşması (fragmanın sonlarına doğru görünüyor). Olay örgüsü iyi düşünülmüş, başrollerden birinde de bir kedi var! Yani, film onunla başlayıp onunla bitiyor, düğüm de onun sayesinde çözülüyor.

Filmi İran çalışan bir arkadaşımla seyrettik, İran’da gösterilmeyeceği kesin de, İran’da çekilmemiş bile olabileceğini düşündük. Nitekim California’da çekilmiş. Tabii tüm ayrıntılar düşünülmüş ama arkadaşım televizyon programında konuşan spikerin kravat takmasının gerçekçi olmadığını söyledi.

Karakterlerden en çok Hüseyin’le arada bir görünen trans hayat kadınını sevdim. Vampir kızımız da iyiydi ama ne bileyim, filmin sonunda neden öyle bir karar aldığını açıklayacak yeterli malzemeyi verdi mi bize yönetmen, bilemedim. Gerçi film boyunca çok “düşünceli”ydi kahramanımız, bu kararını nasıl verildiğini soruyorsak dönüm noktası şurası herhalde:

Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgü’sü iyi gidiyor, ama metinler 80’lerde yazılmış, o zamanlar yeni sayılan ve üzerinde kafa yorulması gereken şeyler artık yeni ve heyecan verici olmadığı için bazı paragrafları atlarken buldum kendimi bugün.

Şurası güzel, ben çocuk oyunlarını hiç bu açıdan düşünmemiştim:

“Çocuklar, yaklaşık altı yaşlarında takım oyunları oynamaya başlarlar. Oyun bir çeşit tiyatrodur, bir eğlence biçimidir; iyi vakit geçirmek, eğlenmek için oynanır. Ancak, oyun oynamayı öğrenirken çocuklar aynı zamanda taraf seçmeyi de öğrenirler. En popüler oyunlar, içinde tarafların olduğu oyunlardır. Çocuklar çoğu zaman, taraf seçmeye, oyunun kendisinden daha büyük önem verirler. Hatta oyunun, taraf seçilsin diye yaratıldığı bile söylenebilir. Kimin kimi seçtiği ve kimin kim tarafından seçilmediği, bir çocuğun yaşamında dramatik önem taşıyan olaylardır. Böyle seçimler kavgalara, kıskançlığa, saldırıya, hüsrana, uzlaşmacı davranışlara, acımaya yol açar. Tüm bu taraf seçme oyunları da, çocuğun toplumsallaşma sürecinin bir parçasıdır. Çocuk, daha yetişkin bile olmadan, totaliter toplumun çok önemli bir parçası ve temsilcisi haline gelir. Yetişkin olduğunda da bu oyunların konusu değişir sadece. ‘Onlara karşı biz’ paradigması, sınıflar, ulusal devletler ve dinler boyunca devam eder (121).”

Yazar totalitarizm terimini biraz esneterek kullanıyor, yukarıdaki ifadeyi biraz mübalağalı bulduysanız. Ama stadyuma yakın bir mahallenin sakini olarak ben, bu “oyun” psikolojisinin yetişkin yaşamına yansımasına sık sık şahit oluyorum. Tabii sadece spor gibi doğrudan ilişkilendirilebilecek alanlarda değil, Gündüz Vassaf’ın dediği gibi bireysel ve toplumsal aidiyetlerimizin çoğunda rol oynuyor tarafgirlik.

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s