Venüs

20150520_184943Venüs’te hazin bir hikâye var, ama renkli bir dille ve yer yer iyimser bir bakış açısıyla anlatılıyor. Halası Şekina ve dadısı Nergis’in elinde büyüyen Istanbullu bir kadının hayatını konu ediyor roman. Yalnızca adının “çiy damlası” demek olduğunu bildiğimiz (Şebnem olabilir) kahramanımız Osmanlı’nın son zamanlarına, II Dünya Savaşı’na tanıklık etmiş. Mutlu bir çocukluk geçirmiş, ama yetişkinliğe erdiğinde bahtı gülmemiş. Kitabın alt başlığından da anlaşılacağı üzere (“Bir Aile Tarihçesi, Bir Yaşamöyküsü”) roman bir “şecere çıkarma” çalışması sanki. Şekina ve Nergis çalkantılı hayatlar yaşamış, güçlü karakterler – başlarından neler geçmiş neler… Nergis’in hikâyesini Şekina’nınkinden daha inandırıcı ve etkileyici buldum. Romandaki erkeklerin çoğunun kötü karakterler olması dikkatimi çekti.

Olay örgüsüyle anlatım iç içe geçmiş durumda, yani anlatılanların çizgisel bir biçimde ilerlemeyişi kahramanın içinde bulunduğu durum icabı. Bu özelliği sevdim, yani diğer birçok romanda olduğu gibi baştan-sondan-ortadan anlatım değil sadece; kahramanımız yeri geliyor iki paragraf boyunca aynı konuya odaklanamıyor. Bu dağınık anlatım şekli doğrultusunda romanı cazip kılan şeylerden biri olay örgüsündeki sürprizler, ama onlar da sayıca çoğalınca işin heyecanı biraz sönüyor. Hele sürpriz üstüne sürpriz gelirken gerçek hayatta gerçekleşmesine pek ihtimal vermeyeceğimiz bir olay sonucu kötü sürprizlerden birinin aslında sanıldığı gibi olmadığı ortaya çıkınca, metni ayakta tutan kirişlerden biri kırılıveriyor adeta.

Bu “çalakalem” üslup başta biraz yadırgatıyor, kitabı eline alanların ilk 30-40 sayfa sabretmesi lazım, ondan sonra bu iki ileri bir geri gidişata alışıyor insan. Genel olarak hızlı okumak gerekiyor herhalde, ayrıntıya takılmadan. “Onu sonra anlatırım” dediği olayların bazılarına hiç sıra gelmiyor, gerçi onların bir kısmı için “o da mı olmuş?” demiştim ama anlatıcının güvenilmez anlatıcı olduğuna dair de pek bir kanıt yok. Kimin ne zaman ve ne kadar yaşadığıyla ilgili birkaç soru kafamızı kurcalıyor, ama anlatıcı yanlış hatırladığı veya kafasından uydurduğu için değil, birtakım doğaüstü olaylar romanda doğal sayıldığı için.

Kahramanın ailesi Arnavut göçmeni, babasının neredeyse her cümlesi “bre” iafdesiyle başlıyor, halası da sık sık “bre” diyor, dadı ise “ayol” ve “fesuphanallah.” Bunlar renkli ayrıntılar, kapak da bu atmosferi ele veriyor biraz. (Kapaktaki tavus kuşunun tam olarak neyi simgelediğini kitabın ortasında anlıyorsunuz.) Yine sözcük seçiminden gidersek,  “yumuşak” ve “tatlı” sıfatlarının yazarın sevdiği sözcükler olduğunu düşündüm, gerek gerçek anlamıyla olsun, gerek mecazi, bunlar sık geçti. Kahramanımız arada sırada Şekina veya Nergis’ten öğrendiği veya kendi yaşantısından damıttığı bazı sözleri geniş zamanla çekilmiş cümlelerle bizimle paylaşıyor, “Sır taşımak herkesi öldürür”, “Kötülük bulaşıcıdır”, “Çok konuşmak insanın sonunu getirir” gibi. Üslup açısından oldukça çeşitli metin.

Roman Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü’nü kazanmış, bence hak ediyor, yakın zamanda okuduğum romanlardan farklı.

Kahramanın başına gelen talihsiz olayın neden meydana geldiğini tam anlamadım, ya ben önemli bir şey atladım ya da trajik olayla sonuçlanan süreç yeterince işlenmemiş. Kahramanın Adnan Bey ve Hera’yla ilişkisi de çok irdelenmemiş gibime geldi. Aralarının iyi olmadığını anlıyoruz da, neden? (Bunları anlatmak istememesini de mi içinde bulunduğu duruma bağlayacaktık?)

Hoşuma gitmeyen bir başka özellik de, bu felaket anlatıldıktan sonraki kısımda (125.-128. sayfalar) sözcük seçimi. İnsan hayatta kendisini en çok üzen şeyi bu sözcüklerle anlatmaz, diye düşünmeden edemedim. Yazarlar bize ifade etmek istedikleri şeyin adını fazla tekrarladıklarında işin sihri kaçıyor gibime geliyor, hem de böyle ağır bir konuysa anlatılan. İnsanın bunları anlatırken “boğazı düğümlenir,” anlatıcının kalemi nasıl böyle akıcı? (O da mı ruh halinden?)

Bir de, kitabın özellikle ikinci yarısında çok yazım hatası vardı, sadece dizgi hatası değil maalesef, bağlaç olan “de”nin, “şey” sözcüğünün birleşik yazılması gibi meslek olarak ne editörlüğü, ne son okumacılığı ne de yazarlığı seçmiş kişilere yakıştırabileceğimiz hatalar. Bir özel isim küçük harfle yazılmıştı… “Hâlâ”nın a’ları üzerinde şapkaları sadece birkaç yerde gördüm, özellikle bir de “hala” karakteri varken bir romanda özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta bu. Benim okuduğum ilk baskıydı, herhalde ikinci baskıya düzelir bu hatalar.

Son olarak kitaptan bir bölüm, ama olay örgüsü “çok sürprizli” olduğu için bağlam bilgisi vermeyeceğim:

“[B]en çok ama çok akıllı bir çocuktum. Bana ne yapıldığını, çekiştirip okşamanın bana zevk verdiği parçamın kesilip atıldığını daha en başından, acıdan tir tir titrerken anlayıvermiştim. Çoğu çocuk bunu hemencecik anlayamazdı. Sonrasında İblis’in yanında çalıştığımdan, kendim gibi sakat bırakılan sabileri hayatta kalsınlar diye sürüyerek yürütüp, işemesinler diye su içirmeden ama susuzluktan ölmesinler diye dudaklarını ıslatarak su verdiğimden, biliyorum. Gökteki ayın bir değil iki tane oluverdiğini de hemencecik fark edivermiştim. Benim tarifsiz acım bölmemişti gökteki ayı ikiye. Ölümsüzlük bölmüştü. Esasında tam tamına ölümsüzlük değil. Ölümün kendisinden fersah fersah uzak duracağı, şu fani dünyada yüzyıllar boyu yaşayacak insanlara Allah katından verilen bir işaretmiş bu. Çocuktum, küçüktüm nereden bileyim? [Sarayda] yapılan gece eğlencelerinin birisinde ben yine gökte karşılıklı duran iki ay parçasını seyrederken, mey kadehi elinde dikiş yüksüğü gibi kalmış cüssesini görsen korkup kaçacağın müneccimbaşına fısıldamıştım sırrımı:

‘Ben gökteki ayı bir değil iki tane görüyorum’ diye.

Akıllı adamdı mübarek. Lafı hiç dolandırmadan:

‘Ne zaman oldu bu?’ dedi.

Yok, bunu da hani sarhoşsundur, marhoşsundur anlamında sormadı. Yüzyıllar sürecek ömrümün neresinde olduğumu anlamak için sordu” (110-111).

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s