Hah

Bir iki gündür çalışamıyorum, o yüzden yine kendimi roman okumaya verdim. Bu şekilde zihnimin dinleneceğine, gereksiz düşüncelerden arınacağına inanıyorum. İnşallah yarın sabah tabula rasa beynimle, elimde sütlü kahvemle masamın başına oturacağım.

Birgül Oğuz’un bu öykü seçkisini kitap fuarında almıştım geçen sene, hatta bir arkadaşımla birlikte almıştık. Ne diyeyim, biraz kasvetli bir metin. Üç öykü var içinde, ikincisi diğerlerine nazaran biraz daha hareketli. Ama birincisiyle üçüncüsü ölüm, yas gibi olumsuz kavramları konu ediniyor; iç sıkıntısı, gerginlik gibi duygularla yüklü, olay örgüleri de pek belirsiz.

Yazarın kendine has bir üslubu var; yansıma sesleri, eski sözcükleri seviyor (örn: fecr, halel, galebe; ünlemek, gövermek) alışılmışın dışında sıfat tamlamaları, zarf + fiil çiftleri kullanıyor. Hoşuma giden deyişlerine şunları örnek verebilirim: duanın duvarlara çarpa çarpa pelte olması, kumru uğultusunun karanlık ve ılık olması. Sık kullandığı sözcükler: kakmak-kakılmak, (kalp) güplemek, idrak, çerçöp, şıp tıp, yağlı, nemli, loş, sarı…

Kitap bende şu fotoğrafın atmosferini çağrıştıran duygular yarattı. (Bir de üçüncü öykü Kadıköy’de geçiyor.)

pink sky

Şimdi renkli bir kitap arayacağım rafımdan.

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s