Müşkülpesent

8653177758_0f0e3d0b5e_kHastayım, moralim bozuk. Bu ruh haliyle bir süredir okuyup ısınmaya çalıştığım romanı bırakmaya karar verdim, 53. sayfada. Konusu ilginçti; doğayla iç içe yaşayan pagan veya şaman bir toplulukta geçiyor hikâye, gizemli bir kişinin gizemli ölümü üzerine kafa yoruyor köy halkı; yıldızlar, rüyalar, doğaüstü güçler, reenkarnasyon, uzun saçlı uzun asalı bir bilge adam var…

Ama üslubu yapmacık geldi. Sanki kötü bir altyazı çevirisi okuyormuşum hissine kapıldım. Şu diyaloğa bakar mısınız?

Rinda, Adve-ser’e dönüp, “Sayaloka’nın burada kalması gerek,” dedi.

Adve-ser, bunu neden bana söylüyorsun, der gibi baktı Rinda’ya. Yüzüne hafif bir kırmızılık yayıldı.

“Seninle geleceğim,” dedi Sayaloka.

“Bunun benim için daha iyi olacağını düşünüyorsan yanılıyorsun.”

“İkimiz daha kolay başarırız. Birine ihtiyaç duyduğunda yalnız olmayacaksın.”

“Bu yalnız gitmem gereken bir yol, anlamalısın. Sen aynı durumda olsaydın tabii ki, ben de seninle gelmek isterdim, şimdiye kadar hep beraber olduk. Ama birbirimize yalnız olma şansı vermenin gerektiği anlar varsa, bu onlardan biri.”

“Giden ben olsaydım, gelmene karşı çıkmam seni caydırmaya yeter miydi”

En son ne zaman birini ikna etmeye çalışırken “anlamalısın” demiştiniz? Hele kahvaltıda süte ekmek bandıktan sonra? Burhan Sönmez’in Kuzey‘i bu.

Bir sonraki kitaba geçiyorum. Kitap fuarına bir hafta kaldı.

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s