Harita Metod Defteri II

sift elek

Bu fotoğrafı Mardin’de, sanırım Deyrulzafaran’da çekmiştim. Murathan Mungan’ın çocukluğu Mardin’de geçiyor.

Harita Metod Defteri’ni dün akşam bitirdim. Bana dokunan çok cümle vardı içinde, ama özellikle etkileyici bulduğum şu iki bölümü paylaşmak istiyorum:

“O yıllarda ‘Mahzun Prenses’ olarak da anılan Prenses Süreyya, çocukluğumun başlıca güzellik imgelerindendir. Gülümserken bile güzel yeşil gözleri sahiden mahzun bakardı. […] Süreyya’nın kısır olup, çocuk doğuramaması, Rıza Şah Pehlevi’ye tahtını sürdürecek bir veliaht verememiş olması, ileride de bu yüzden boşanmak zorunda kalması, bu durumun ne anlama geldiğini çok iyi bilen bölge kadınları için başlı başına bir dramdı. Çocuksuz ya da kocasının kucağına bir erkek çocuğu verememenin ezikliğini duyan, kendinden ya da çevresinden bu hikâyenin yakıcılığını bilen tüm kadınlar için Süreyya bir sembol figür; bir prenses, bir kraliçe bile olsa çocuksuz bir kadının nasıl yok sayıldığının canlı bir örneğiydi” (215-216).

Süreyya İsfendiyari Bahtirayi’nin fotoğraflarına baktım internetten, bende güçlü bir kadın izlenimi bıraktı, ama herhalde o dönemde kader birliğiyle kendini onunla özdeşleştirenler ona mahzunluğu yakıştırmış.

Bir de şu var:

“Kendi payıma bu kadar çok çalışıyor, yazıyor, üretiyor olmamda; insanlara, hayata, varoluşa dair bu kadar çok şey söylemek istememde, sırrımın dilsizi olarak yaşadığım çocukluk günlerimin ‘dili tutulmuş’ bir sır yarasıyla büyümemin bir payı var mıdır, bilemem. […] Belki sadece dramatik bir yakıştırmadır bu söylediğim, belki de düşünülmesi gereken bir olasılık. Öte yandan, çocuk denecek yaşlardan başlayarak kendimi çözümlemeye, benliğimi anlamaya, dünyayı kavramaya, insanların ruhlarını okumaya, davranışlarını anlamlandırmaya harcadığım çabanın; varlığımın derinliklerine, sırrımın kaynaklarına ulaşma isteğiyle içimi ve zihnimi bunca kurcalamamın sonraki yıllarda bana ciddi bir iç görü kazandırmış olduğuna, yazarlığım için farklı bir güç, bir zenginlik, bir bakış derinliği sağladığına inanırım” (318-319).

Şimdi bunları okuyunca insan tabii “Yazar olmak ne derece bir tercih meselesiymiş Murathan Mungan için?” diye düşünmeden edemiyor. İyi ki de yazar olmuş tabii, ama “dünyayla bir derdi olduğu” için, bu derdine derman olsun diye yazıyorsa, ben de yazdıklarını keyifle (ve kısmen merakla) okuduğum için kendimi kötü hissederim. Gerçi, birçoğumuzun mesleğini nasıl seçtiği üzerinde kafa yorarsak kendi duygusal ihtiyaçlarımızla bir bağlantı kurabiliriz. Komşumuzun yatılı okulda zorbalığa maruz kalan, arkadaşları tarafından üzülen, taciz edilen oğlu, üniversite tercih aşamasında bana “topluma yön veren, önemli kararlar alan bir konumda olmak istiyorum Duygu Abla” diyerek Siyaset Bilimi okumak istediğini söylemişti. Kendisi bir haksızlığa uğradığı, failliği elinden alındığı için siyasetçi olup siyasi iktidara sahip olmak istemiş belki de genç.

Reklamlar
Bu yazı Türkçe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s